Ana fikir:Eskiden durumu elverişliyken kıyafetine özen gösteren kişi, yoksul düşünce mevsime, modaya uygun olmayan şeyler giyer.
Eskiden toplumda belli bir yeri olan kişi, eski durumunu kaybedince herkesin alay ettiği, yadırgadığı işler yapar.
Zürefa, burada kibarlar anlamına kullanılmıştır. Davranışı ince ve nazik olana kibar denir. Kibarın ikinci anlamı da şık ve iyi giyinen demektir. Zenginken giyimine özen gösteren, şık ve güzel giyinen kişi, yoksul düşünce giyimine özen gösteremez. Değerli ve çok giysi alacak parası olmadığından elinde bulunanı, eskiden kalanları giyer. O zaman giydikleri de günün modasına ya da mevsime uygun olmaz.
Kibarlık yapı gereğidir. Davranışlarına özen gösteren, her zaman ince ve nazik davranan kişi, bunu alışkanlık edinir. Eski durumu bozulunca yaşadığı çevreyi değiştirip kibarlığa daha az önem verilen bir toplumda yaşasa bile eski alışkanlıklarından kolayca vazgeçemez. Yeni çevresinde onun bu davranışı garip karşılanır, alay konusu olur.
İnsan, davranışlarını ve alışkanlıklarını toplumca hoş görülebilecek şekilde ayarlar ve topluma uyum sağlarsa yadırganmaz; alay konusu olmaz.
(Eşkıyanın (ihtiyarın: fukaranın) düşkünü, beyaz (hasa) giyer kış günü.)
Ana fikir: Soylu kişi parasız kalınca, soyluluğu unutulur.
Soylu;iyi, temiz aileden gelme demektir. Ama halk arasında soyluluk, genelde parasal üstünlük anlamında kullanılır.
Gerçekteyse soylu kişi, davranışlarıyla üstün olan kişidir. Zengin insan, her şeyini kaybedip parasız kalınca önceden kendisine saygı gösteren, dediklerini yapan dostlarını ve yakınlarını kaybeder. Toplum içinde unutulur gider.
Çünkü parası varken çıkarcıları da vardır.Ondan bir şey umanlar, çevresinde dolanır durur; ona yaranmak için dediklerini yerine getirirler.insan parasıyla değil, insanca davranışlarıyla soylu olmaya çalışmalıdır. Parası olan nice soysuzlar olabildiği gibi, parasız olan pek çok gerçek soylu da vardır.
Ana fikir: İnsanın duyguları güç kullanılarak değiştirilemez.
Zorla her şey başarılır, ama güzellik zora gelmez.Gönül kimi severse, güzel odur. Baskı ve güç, insanın duygularını değiştirmez.
Bu konuda zora başvurmak, olumsuz yönde etki eder. Çünkü beğenme, insanın iç dünyasıyla ilgilidir. Birinin düşüncelerini, duygularını değiştirmek istiyorsak tatlı dile, güler yüze başvurmalıyız.
“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkardığı” gibi zorun başaramayacağı şeyleri de kolayca başarır. Yoksa başka güçlerle onu yenemez, duyguları değiştirenleyiz.
Ana fikir: Zor kullanan kişilere, çok güçlü sanılan kimseler bile boyun eğer.
Güç, maddi ve manevi üstünlüktür. Gücünü kullanan insan, her türlü işin üstesinden kolayca gelir.
Bir şey yapmaya azmetmiş olanın elinden hiçbir iş kurtulmaz.
İnsan, çok isteyince önüne çıkacak türlü engeli yıkar; başarıya ulaşır. Bilgisinin gücüyle insan bütün evrene hakim olma yolunda yürümektedir. Para gücü, arabayı dağlardan aşırır; olmayacak şeyleri elde eder.
Sırasında paranın ve bilginin yapamayacağı şeyleri de tatlı dil, iyi konuşma çözümler.Azmin ve gücün elinden bir şey kurtulmaz. Yeter ki gücümüzü toplumun yararına kullanmasını bilelim.
Ana fikir: Zengin, parasının gücüyle en zor işleri başarırken parası olmayan yoksul, en kolay işin altından kalkamaz.
Para, insan hayatında önemli bir yer tutar. Onunla maddi gereksinimlerimizi karşıladığımız gibi, bize sağladığı güç ve destek de mutlu yaşamamıza yardımcı olur.
Parası olan, onun gücüyle en zor görünen işleri bile kolayca yaptırır. Bir işe kalkıştığımızda aklımıza ilk gelen, gerekli para olur. Parayı bulunca işimizi bir dereceye kadar olmuş sayarız. Para parayı çeker, para kazanır.
Parası olmayan, en kolay işlerin altından kolayca kalkamaz. Ne yapacağını, nereden para bulacağını düşünürken yapacağı işi şaşırır.
Parası olana herkes yardımcı olur. Parası olmayanın sonu iyi gelmez. Çünkü “Paranın yüzü sıcaktır.” ve
“Parayı veren düdüğü çalar.”
Ana fikir: Zararlı bir işten ne kadar erken vazgeçersek, göreceğimiz zararı azaltmış oluruz. insan, her işe kar etmek, başarmak amacıyla başlar. Ama iş yürürken elde olmayan nedenlerle işin zararla sonuçlanacağını anladığı anda, o işi hemen bırakması gerekir.
Tabii, önce işi düzeltmek için çabalar. Çabası da boşa gidince, o iş üzerinde fazla ısrar etmemelidir. Şimdiye kadar edilen zararlara bir yenisini eklememek için yapılacak en iyi şey, zarar yolundaki işten geri dönmek olur. Böylece bundan sonra edilecek zarar, kar sayılır.
Yenilgiyi onur konusu yapar, ille de işimize devam edersek zararımız daha da artar. Üstelik bu zararı yine biz karşılarız.
Ana fikir: Sıkıntıya katlanmadan rahata erilmez. Bir işten beklenen iyi sonucu almak için çalışıp çabalamak, zorlukları yenmek gerekir.
Hiç kimse oturduğu yerden bir şeye sahip olamaz. Bir işi başarmak, mal mülk sahibi olmak için çalışıp yorulmak gerekir.
Emeksiz yemek olmayacağı gibi sıkıntı çekilmeden de rahata kavuşulmaz.
Ana fikir: Yönetimin altındaki bir kişiye sürekli “Şöyle yap, böyle yap!” diyerek iyi sonuç alamazsın. Maddi yönden sıkıntıda bırakırsan da hırsızlığa yöneltirsin.
Bir insana sürekli olarak “Şunu yap, bunu yapma!” denirse bir süre sonra bu sözlerin hiçbir etkisi kalmaz. Çünkü sürekli aynı şeylerin söylendiği insan, bir süre sonra bu sözleri kanıksar, aldırış etmez.
Bir insana sürekli aynı şeyleri söylemek onu arsız eder.
Para ve yiyecek bakımından sıkıntıda bırakılan insan sonunda hırsızlığa yeltenir.
Bu nedenle olanaklar ölçüsünde çocuklarımızı, yanımızda çalışanları maddi sıkıntı içinde bırakmamalıyız.
Ana fikir: Bir evin yönetimini, geçim düzenini ve ailenin mutluluğunu kadın sağlar.
Dişi kuş, ağzıyla çer çöp toplayarak yuva hazırlar. Sonra kuluçkaya yatar. Çıkan yavrularına bakar. Ailede ise anne, evin temelidir. Kazanılan paranın yerinde harcanmasını, çocukların bakımı ve eğitimini, ailenin mutluluğunu sağlamak kadının görevidir.
Aile yönetiminde erkeğin de rolü vardır, ama fazla etkin değildir.
iyi yetişmiş, becerikli bir anne, bir kadın evini temiz tutar; çocuklarına iyi bakar, iyi eğitir, kocasına destek olur. Böylece yuvada huzur ve mutluluk sağlanır.Sağlam bir aile, güçlü bir toplumun temelini oluşturur.
Böylece iyi yetişmiş kadın; sağlam toplum, güçlü toplum demektir. Güçlü olmayan toplum, kısa zamanda çöker; başkalarının buyruğuna girer.
Ana fikir: Bir düzene bağlı olmayan, düzensiz bir işin başına geçmek doğru değildir.
Yular, hayvanı istediğimiz yere götürmek için başlığına ya da tasmasına takılan ipe denir. Yuları olmayan atı istediğimiz gibi yürütemez, istediğimiz yere götüremeyiz.
İşler, bir düzene göre yapıldığı zaman başarılı olunur. Kimin ne yaptığı, kimin ne söylediği bilinmeyen bir iş yerinde düzenden söz edilemez.
Böyle bir yerde çalışmak, insanı yıpratır, insan ne yapacağını, kime ne yaptıracağını bilemez.Bu yüzden huzuru kaçar ve başarılı olamaz. Böyle işlerde çalışmamalıdır. Çünkü verimli ve rahat bir çalışma yapılmaz.
Son Yorumlar